E kısmeet diyorum hala. İnsanları huzursuz eden neşemle. Her hava durumuna kulp takan,meteorlojiyle bile kavgalı ablalarımız bilhassa gizli bir huzursuzluk duyuyorlar,absürt neşeme. Yüz kaslarımın oldukça uygun olduğu bu kahkalar,gölün dibinde ufalana ufalana kaybolmuş cam tozlarının ışımak için güneşe takip isteği gönderip sonra geri çekmesi gibi bir şey. Yani anlayacağınız yukarısıyla da aramı bi türlü düzeltemedim. Anlamlı gözüksün diye devrik cümleler kuranlara inat,metafor yüklemeden ben doğrudan devrildim. Kalem de o esnada düşüverdi elimden işte. Birkaç içsel ameliyat iki kez nüfus memurlarını rahatsız etme münasebetsizliği,değerli yök kurumunun kafasını karıştıran lisans girişimlerimden sonra önce elime kitapları alıp kendi kokumu hissettim. Şimdi elimde kalem akrobatik hareketleri kimse görmeden yaparken,ciddi duruş provalarıyla kaç yıl geçtiğinin parmak hesabını bile yapmadan her gün yazdığım kara kaplı defterden özürler dileyerek,yeniden buraya geldim :)